Infiniti’nin ayakları yere basıyor mu?

Infiniti, Paris Motor Show'da tanıttığı ve 2016'da piyasaya çıkması beklenen Q80 konsepti ile tasarımda sınırları zorluyor.

0
351

Infiniti, Paris Motor Show’da tanıttığı Q80 konsepti ile gören herkesin dönüp bir daha bakmasını sağladı. Fakat esas soru herkesin hayran kaldığı bu görkemli konseptin üretime geçecek olan versiyonunda bu sıra dışı çizgilerin ne kadarının korunacağı. Eğer üretim versiyonu da en az konsepti kadar göz alıcı olur ise Q80, A8 ya da 7-Serisi gibi daha tutucu çizgilere sahip rakiplerinin sıkıcı ve sıradan gözükmesine neden olabilir.

Dışarıdan tam anlamıyla saldırgan bir görünüme sahip olan Q80 devasa ön ızgarası, Formula-1’den alınmışa benzeyen ön splitterı, 22 inç alüminyum jantları ve sıra dışı far ve özel üretim akustik cam tavan tasarımı ile devasa, lüks bir sedandan çok her an pistlerin tozunu attırabilecek bir otomobile benziyor.

İç tasarımı ise tamamen sadelik, kalite ve konfor üzerine tasarlanmışa benzeyen Q80’in iç mekanında da altı düz direksiyon gibi sportif ögelere rastlamak mümkün. Hemen hemen görüp dokunabileceğiniz her parçanın deri kaplı olduğu iç mekânda kalite hissi üst seviyedeyken ön ve arka tarafın tamamen farklı renklerde olması ve arka koltukların arasında bulunan ve içkinizi muhafaza edebileceğiniz bölme ise dikkat çekici detaylar.

Kaputun altında ise Infiniti işleri sıkı tutmuş ve konseptin dış görünüşüne yakışır 3.0 litrelik twin turbolu V6 ünite ile birlikte sayısı tam olarak belli olmayan elektrikli motor ya da motorlar kullanmış. 550 HP’lik konsept 4×4 sistemi ile de desteklenmiş ve tüm bu güce rağmen Infiniti Q80’in 100km de sadece 6.6 litrelik yakıt tüketimine sahip olacağını iddia ediyor.

2016’da piyasaya çıkması beklenen konsept eğer görünümünü koruyabilir ve görünüşü kadar alt yapısında da başarılı olursa Infinit’i çok parlak günler bekliyor olabilir.

PAYLAŞ
Önceki İçerikRoadster versiyonu da tanıtıldı
Sonraki İçerikPassat ailesi görücüye çıktı
Utku Ulaş Tekin
Dört yaşımdayken babamın aldığı benden bir kaç ay büyük olan 92 model Renault Spring ile başladı tüm bu macera. İnsanların kullandığı hareket eden nesnelerin keşfine başlıyordum. Yaşım ilerledikçe daha da artan bir heyecan oldu bu nesneler içimde. Sonradan bu nesnelerin aslında nesne olmadığını, sadece otomobil tutkunu olan insanlar tarafından görülebilen ruhları olduğunu keşfettim. Fakat sıkıntı bu ruhları görebilen diğer insanları bulmaktı. Arayışın son bulduğu durak ise Otopark.com oldu.

Yorum Yaz

İlk yorum yapan olun!

Bana bildir

wpDiscuz