Silinen videolar ve kadrodaki değişimler

Son günlerde yaptığımız keskin manevralar ve sebepleri.

0
18292

2007’de bir Word dosyasına ‘Yeni Oto-Park.Com’u çizmeye başladığımda pek çok engeli öngörmüştüm. Türkiye’de henüz yeşermemiş otomobil kültürünü, hazımsız markaları, maddi imkansızlıkları… Ancak bugün dönüp geriye baktığımda, sınavların en büyüğünü gözden kaçırdığımı fark ediyorum.

Çoğunuzun fark ettiği gibi son günlerde eski videoların yarıya yakını silindi. Neden? Tek bir örnekle açıklamaya çalışayım.

İki hafta önce Borusan’la görüştüm. The Makina/M4’ten 420d’ye, 220d’den X3’e uzanan çok keyifli bir sohbet yaptık. Sattıkları arabayla trafikte yanladığımız, küfür kıyametin gırla gittiği videolardan, lastiği bitip geri dönen test araçlarından ne kadar memnun kaldıklarını; asfalt lastikli ve arkadan itişli ‘SUV’larının çamura batırılmasından ne denli onore olduklarını ifade ettiler.

Aslında tüm durumu özetleyen diyalog şuydu:

-O arazi aracı değil, bilmiyor musunuz?

-Biliyorum.

-O zaman?

-Takipçiler görmek istiyordu.

Arkadaşlar,

Son canlı yayın ve buluşmalarda dile getirdiğim gibi, OTOPARK’ın varlığını sürdürebilmesi ve hedeflerine ulaşabilmesi için bazı kararlar alması gerekiyor.

Biz, bugünlere yüzümüzü tamamen size dönerek ve sizin beklentilerinizi karşılamaya gayret ederek geldik. Açıkçası bu bir mucizeydi; idealime benim kadar inanan, hiçbir karşılık beklemeden gece gündüz çalışan künyedeki o insanlar ortaya çıkmasaydı ve tüm sosyal engellere rağmen özel ders vermeyi seçmeseydim, gözümü karartıp tüm kazancımı buraya gömmeseydim, bugün bizi ayakta tutan bir hayalimiz olmayacaktı. Mübalağa etmiyorum; OTOPARK’ın içindeki çoğu insanın yaşama tutunmasına vesiledir, tünelin sonundaki ışıktır bu site.

Ne var ki ayakları yere basmayan hayaller karın doyurmuyor. Eğer buraya gönül vermiş bunca insanın ‘işi’ haline getirmek istiyorsak OTOPARK’ı, eğer bugüne kadar harcanan tüm emeklerin karşılığını ödemek istiyorsak, ki buna mecburuz, yüzümüzü artık diğer tarafa da çevirmemiz gerekiyor. Çoğunlukla üniversite öğrencileriyle, pırlanta gibi çocuklarla çalışıyoruz ve birinin mezun olup istemediği bir işe girmek için aramızdan ayrılmak zorunda kaldığı her sefer bağrıma taş basıyorum.

Çoğunuzun düşüncesi ve benim de bu işe başlarkenki ön yargılarımın aksine, markalar sizden onlara kul köle olmanızı beklemiyor. 5 sene içerisinde gayet ağır, ancak makul bir üslupla dile getirilen eleştirilerin ardından aynı firmadan test aracı, hatta proje alabildiğimizi gördük. Fakat eleştirinin alaya vardığı ve argonun işe karıştığı testlerin ardından hep sıkıntı yaşadık – bunda da şaşılacak bir durum yok. Üslubun yanında en hassas oldukları nokta, test araçlarına gösterdiğiniz fiziksel muamele. Sizden sonraki basın mensubuna aracın teslimatını geciktirecek her türlü hasar ve yıpranma, üstünüze atılan bir çizik anlamına geliyor. Her ne kadar hiçbiriyle ciddi bir kazamız olmasa da, biliyoruz ki bu konuda geçmişimiz parlak değil. Başımıza gelenlerin büyük çoğunluğu arabanın bir özelliğini tanımaya yahut göstermeye çalışırken gerçekleştiyse de bunu yalnızca siz anlıyorsunuz; diğer tarafın öncelik ve kaygıları farklı.

Başka kimse kaza yapmıyor mu? Test aracını hor kullanmıyor mu? Sektör bizden bin beterlerle dolu. Gel gelelim, olan bitenler sivri dil ve iletişim eksikliğiyle birleşince, bir de arkanızda köklü bir kurum, dergi vb. olmayınca maceranız çok uzun sürmüyor.

Aslına bakarsanız yapmaya çalıştığımız şeyi yakın otomotiv tarihinde Top Gear‘dan başka başaran olmadı. Dünyanın hiçbir yerinde artık sıfırdan marka yaratan ve özgürce at koşturan bir yayın yok. Tüm sevdiğimiz isimler, senelerdir bu işi yapan bir dergi ya da TV programına bağlı. Biz eğer böyle bir fanteziyi, hem de bu kadar zor bir ülkede ve böylesine çetin koşullarda gerçekleştirmeye niyetliysek, en büyük önceliğimiz dengeleri göz etmek olmalıdır.

Bir otomobilin eksiklerini onu yerin dibine sokmadan anlatmak, argo kullanmadan güldürmek, trafikte değil pistte gazlamak; OTOPARK’ın üstüne temellendiği değerleri muhafaza ederek büyümek. Bunların hepsi mümkün ve maharet de burada, dengeyi kurmakta.

Ve dengenin özü ayrılıktır.

Oluşturmaya çalıştığımız kimlikle örtüşmeyen videoların silinmesi gibi, Muhip ile ayrılmamız da bu sebepten. Kendisi dört senedir aramızdaydı ve bu sürenin olabildiğince uzaması için en büyük çabayı sarf eden ben, almak zorunda olduğumuz bu karardan ötürü herkesten daha üzgünüm.

Kamera karşısına çıkan herkesin kamera arkasında da OTOPARK’a eşit oranda katkıda bulunduğunu varsayan takipçilerimiz elbette buna anlam veremeyecek. Ne var ki işin aslı, bundan çok farklı.

Meseleyi detaylandırıp sitenin bir kez daha BBG evine dönmesine elbette müsaade etmeyeceğiz. Hele hele her an ayağımızın kaymasını bekleyen, açığımızı kollayan, ortalık karıştığı an ortaya çıkan ve sahte hesaplarla bize saldıran o en sıkı takipçi kitlemizin bunu bir fırsata dönüştürmesine başta sizler, mahal vermemelisiniz.

Bu vesileyle Sinan‘ın yakında videolarda gözükeceğinin ve Doğan‘la birlikte OTOPARK’a çok büyük katkıda bulunacaklarının müjdesini verelim.

Yarından itibaren burada yazılanların çoğu etrafta yeniden “And’ın egosu” olarak dillendirilmeye başlayacak, bizzat altında ezilenler tarafından. Neyse ki beni ayakta tutan onlar değil, en zor günlerde bile yalnız bırakmayan sizlersiniz.

Birlikte çok daha güzel günlere, hepinize sonsuz teşekkürler.

And

PAYLAŞ
Önceki İçerikTVR efsanesi geri dönüyor
Sonraki İçerikÇevre dostu Hyundai Ioniq
And
1984'te doğdum, 1998'de direksiyona oturdum ve 2008'den bu yana onları test ediyorum. Saint Benoît ve Boğaziçi Üniversitesi inşaat mühendisliğinden mezun olup auto motor & sport'ta sigortasız çalışmayı seçtim. O sıralar Modifiyem.com'a içerik sağladım, ardından e-motoring'in test editörlüğünü yaptım. Prokart'ta yarıştım, Nürburgring ve Monza gibi pistlere (ve pistlerden) çıktım. Kullandığım tüm otomobillerden ayrı keyif aldım ve arkadaşlarımla beraber amacımız, aynı keyfi şimdi size yaşatmak.