İlk Sürüş: Mazda MX-5

GT86 testinde “bir daha böyle otomobil üretilmeyecek” demiştik, neyse ki yanılmışız.

54
17764

Kullanmadığım otomobillere her zaman mesafeli yaklaşırım. O kadar sık tahminlerimin tersi çıktılar ki, artık kâğıt üstündeki etkileyici rakamlara ya da “çekici hatlara” aldanmamayı öğrendim.

İşte bu ihtiyata rağmen seneler önce yeni MX-5 için, kusurlarla dolu selefini test ettikten hemen sonra, “herhalde bir gün M5’in yanına alacağım otomobil bu olurdu” dedim içimden.

Pek çok şeyi aynı anda yapabilen bir makineye sahibim ama O’nun da elinden gelmeyenler var: Hafiflik, dar yollarda çeviklik, makul tüketim ve elbette üstü açık sürüş keyfi. Onlarca otomobil kullandım ama hiçbiri MX-5’lerin bana yaşattıkları kadar hafızamda yer etmedi. İnsan kendine benzeyenlerle arkadaş olur, kendine benzemeyenlere âşık olur ya, o hesap.

İlk buluşmanız, internette tanışıp fevkalade muhabbet çevirdiğiniz ama sadece yüzünün fotoğraflarını bildiğiniz ve neticede boyu ancak göğüs hizanıza gelen kızla olduğu gibi; yani hayal kırıklığı. MX-5’in koltuğunun yükseklik ayarı yok, yalnızca minderin ön kısmı bir miktar yukarı kalkıyor. Direksiyonunun da derinliği ayarlanmıyor, sadece yüksekliğine biraz müdahale edebiliyorsunuz. İdeal sürüş pozisyonu bakımından arabayı sadece onu tasarlayan 1.70’lik mogu mogu’lara uygun üretmişler ve benim gibiler MX-5’in içinde değil de daha çok ‘üstünde’ oturmak durumunda kalıyor. Bacaklarınıza gereken payı bırakabilmek için de direksiyona hep uzak kalıyorsunuz ve asla %100 hâkimiyet kuramıyorsunuz. Bu, benim bu otomobille ilgili en büyük sıkıntım.

Aynı zamanda tek sıkıntım.

İç mekân

Mazda3 ya da CX-3’e aşina olanlar MX-5’in içinde yabancılık çekmiyorlar. Yabancılık bir yana, önceki neslin derme çatma kabininden sonra buranın kalitesi beni ziyadesiyle memnun etti. Deri kaplamalar, kırmızı dikişler ve düğmelerin dokusu modern Mazda’lardan alıştığımız üst düzeyde. Her şeyden önemlisi, araba hafif olsun diye yeni nesil teknolojilerden mahrum bırakılmamış: Power donanımda dokunmatik ekran (6 km/s’ye kadar), navigasyon, şerit takip, anahtarsız giriş ve çalıştırma, harikulade BOSE ses sistemi, LED farlar; hepsi standart.

Biraz roadster’ların yapısal gereksinimlerinden, biraz da hafiflik hedeflerinden ötürü yer yer kusurlar mevcut: Orta ekranın vitesin arkasında bulunan kumandası elinizin gerisinde kalıyor, güneşlikler Tahtakale işi, kadran sıfırlama çubuğu çıtkırıldım, torpido gözü yok ve tavanın arka cam rezistansına ait kabloları açıkta duruyor. Bunlar arasından günlük hayatta (evet bu arabayı günlük kullanabilirsiniz) sizi gerçekten zora sokacak olan torpido; onu bertaraf etmek için de koltukların hem arkasına, hem de ortasına geniş gözler yerleştirilmiş.

Peki ya tavan? Kumaş, hafif ve basit; yani tam olması gerektiği gibi. İlk kez binen biri bile birkaç saniye içinde açıp kapatabiliyor ve bunu hareket halinde yapabiliyor.

Konfor

Test sürüşünü ancak rüyalarımızda görebileceğimiz güzellikte bir manzara eşliğinde ve ancak ayda görebileceğimiz derinlikte kraterler üstünde gerçekleştirdik. İstanbul’da bile böylesine hunhar çukurlara nadiren rastlıyoruz, dolayısıyla süspansiyonların farklı koşullarda yapabildikleri konusunda kafamda soru işareti bulunmuyor.

Değil bir spor otomobil, herhangi bir binek araca göre bile değerlendirdiğinizde MX-5 uzun zamandır karşılaştığımız toleransı en yüksek makinelerden biri. Ancak bu sonsuz bir yumuşaklıktan ileri gelmiyor.

Önce sıradan bir çukurdan geçiyorsunuz, “iyiymiş” diyorsunuz. Daha derinine giriyorsunuz, “vay be” diyorsunuz. Sonra gazlarken, varlığından bihaber olduğunuz insafsız bir tanesiyle karşılaşıyor ve içine dalmadan evvel dua etmeye başlıyorsunuz. Çıktıktan sonraysa, az önce olanlara inanamıyorsunuz.

İşin sırrı hafiflik: 1 tonluk gövdesiyle MX-5 düştüğü hemen her yerden aynı esneklikle çıkmayı beceriyor. Güzergahın çok dar bir bölümünde, tam viraj arkasında beyaz bir Şahin’le karşılaştım. İkimiz de yana kaçtıysak da, benim sağ arka tekerleğim yolun dışına “düşmek” durumunda kaldı. İçim cız etti, en iyi ihtimalle lastik patladı dedim. İleride müsait bir yerde inip baktım, hiçbir şey yoktu. Daha yakından baktım; bir balon, çizik, herhangi bir darbe… Hiçbir şey.

Hafifliğin yanında 16” ebatlı, etli yanaklı Yokohama Advan’ların bu dirayette payı büyük. Ancak MX-5’in damarlarında, Japon otomobillerinden tanıdık o kalıtsal dayanıklılık akıyor. Sanki otomobile ne yaparsanız yapın – sehven ya da kasten – sizi asla yarı yolda bırakmayacakmış gibi hissettiriyor.

Motor

Neee? 1.5 atmosferik motorlu arabaya 100 küsur kağıt mı???

5 senedir bu ülkeye otomobil kültürü aşılamak ve sürücülerin ufkunu açmak için çabalıyoruz. Ancak ne yazık ki halen çoğunluğun, arabaların pahasını yalnızca kâğıt üstündeki motor verilerine göre biçtiğini görüyoruz.

(bkz: Güç/ağırlık oranı nedir?)

Tüm zamane güvenlik gereksinimlerini karşılamaya ve donanımlarını barındırmaya rağmen, 2016’da 80’lerin gövde ağırlığını yakalamak: Zor (ve pahalı) olan işte budur.

Bir otomobil bu kadar hafif olduğu zaman, yürümesi ve keyif vermesi için ağzına turboyu dayamaya gerek kalmıyor. MX-5 zaten geleneksel olarak hiçbir zaman çok hızlı bir otomobil olmadı; ama 1.5-litre motoruyla bu otomobilin yapabildikleri, bu M5 sahibini fazlasıyla tatmin etmeye yetti. 7500 d/d civarına kadar devirlenip, sanki açık filtre varmış gibi nefis sesler çıkartan ve deli danalar gibi tepindikten sonra bile 9 litre yakan motor, benim de tercihim olurdu. Sakin kullanan, daha doğrusu kullanabilen biri bu otomobille şehir içinde rahatlıkla 6 litrelerle dolaşabilir. Tek tenkidim kesiciye girerken “hık” diye kalakalması; hakiki bir “hatatat” bu otomobile öyle güzel yakışırdı ki.

Şanzıman

Vites atması daha keyifli 1-2 manuel şanzıman kullandım ama hiçbirinin kolu bu kadar kısa değildi. Safkan bir Japon spor otomobilin şanzımanından beklentileriniz neyse MX-5’in 6-ilerisi de bunları sonuna kadar karşılıyor: Kafası metal, yolları kısa, geçişleri net ve her şeyden önemlisi, sanki içindeki dişlileri kendi ellerinizle değiştiriyor gibisiniz. Olur da kendinizi yoldan bir nebze uzak, sürüşten bir miktar ırak hissederseniz tek yapmanız gereken elinizi vites topunuza atmak: Arabanın altında olan biten her şeyi bir anda iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Bu aynı zamanda her daim tir tir titreyen bir vites kolu anlamına geliyor ki bu da herkesin hoşuna gitmeyebilir.

Yol tutuş

MX-5 ile sürüş tecrübeniz, Jim Carrey ile ‘Maske’si arasındaki ilişki gibi.

O nasıl maskeyi yaklaştırdığı anda yüzüne yapışıyor ve başkalaşım geçiriyorsa, siz de MX-5’e yaklaştığınız anda otomobil vücudunuzu sarıp sarmalıyor ve birden ruh haliniz değişiyor. O nasıl maskeyi yüzünden çıkarmak için türlü taklalar atıyorsa, siz de MX-5’ten inerken aynı güçlüğü çekiyorsunuz. Ve o nasıl maskeyi taktığı andan itibaren her türlü yaramazlığı yapmakta beis görmüyorsa, siz de ilk birkaç yüz metreden itibaren bu otomobille hiçbir sınır tanımıyorsunuz.

Konfor konusunda mucizeler yaratan süspansiyonların geniş çalışma aralığı, MX-5’te özellikle yüksek süratli virajlara fazlaca gövde salınımı olarak yansıyor. Örneğin meşhur 8. virajda otomobil sağ arkaya doğru kapaklanacak ve bu denli yana yatması belki de sürücüsünü tedirgin edecektir. Böylesine tecrübeleri önlemek için Power Sense donanımla birlikte gelen spor süspansiyona terfi etmek icap ediyor.

Ne var ki dar, dolambaçlı ve en fazla 3. viteste kat ettiğiniz tırmanma tipi yollarda MX-5 harikalar yaratıyor. Hava da güzel ve üstünüz de açıksa zevkten öylesine kuduruyor, kendinizi öylesine kaptırıyorsunuz ki, adrenalin damarlarınızda bir kez dolaşmaya başladı mı bir daha asla temponuzu düşüremiyorsunuz. Bir süre sonra tükeniyorsunuz; O ise bana mısın demiyor. Yalnız pedal hissi ve durma gücü çok iyi olan frenler, suiistimalinize en fazla 1 saat tahammül edebiliyor.

Peki “kilit şart” mı?

Öncelikle, daracık arka lastikleriyle bu otomobilin rahatlıkla yanlayabildiğini belirtelim. Aslına bakarsanız MX-5 aynı zamanda fiziksel yol tutuş limitleri oldukça yüksek bir otomobil. Peki, bu ikisi aynı anda nasıl oluyor?

Zemin ve teşvik. Şayet kaygan bir yüzeyde sürüyorsanız zaten ikinci viteste gaza oturduğunuz durumlarda, en rahat ve güvenli eğlencenin kapıları açılıyor. Birinci vitesteyse, tutan asfaltta bile uygun direksiyon açısıyla birleştirerek arkasını çok güzel getiriyorsunuz. İlk vitesin uzunca oranı sayesinde de bu iş öyle hemen olup bitmiyor, araba hevesinizi almanıza müsaade ediyor.

Olaylar öylesine doğal ve hızlı gelişiyor ki… 50/50 ağırlık dağılımlı MX-5’in asıl mahareti, aşıladığı muazzam güvenle otomobili sürekli limitte kullanabiliyor olmanız ve bu sayede sık ağırlık transferleriyle apeksleri birbirine bağlayabilmeniz. Jim Carrey zamanında Cameron Diaz’la nasıl salsa yaptıysa, siz de virajlarla öyle çılgınca dans ediyorsunuz:

Yazı: And Mehmet ÇETİN

Rakipleriyle karşılaştırmak için TIKLAYIN!
İç mekan
Konfor
Motor
Şanzıman
Yol tutuş
PAYLAŞ
Önceki İçerikNissan Kicks geliyor
Sonraki İçerikElantra Sport’un tadı nasıldır?
OTOPARK
Sürücünün Adresi.

Yorum Yaz

54 Yorum "İlk Sürüş: Mazda MX-5"

Bana bildir

Buna göre sırala:   en yeni | en eski | en iyi
İlhan
Üye
İlhan
5 ay 15 gün önce

Çok keyifli bir test olmuş. Ellerinize emeklerinize sağlık.

Brkyztrk
Üye
Brkyztrk
6 ay 2 gün önce

Otopark.Com bu eğer aşama aşama düşünürsek and-sinan ikilisi sonrasında sinan abinin sadece ses olarak varolması sinan abinin testlere dönmesi ve doğan abinin gelmesi .
Ama sanki Doğan abi gelince daha bi şenlik bir bayram bir bahar havası geldi otoparkın şansı döndü güzel arabalar testler yağıyor teşekkürler otopark

cihan
Üye
cihan
6 ay 27 gün önce

otopark dalaman a gelmiş haberimiz yok 🙂 keşke önceden haberimiz olsaydı

yusuf_emre
Üye
yusuf_emre
7 ay 13 saat önce

And abi 21:10 daki “bıdık göze” galiba ortadan sökülen bardaklık (ya da başka bi bardaklık aksesuarı) takılabiliyormuş bazı görsellerde var

nuri
Üye
nuri
7 ay 15 saat önce

kapa kapa önce sen kapa :))sağlam espriler vardı, güzel video elinize sağlık. İmkanın varsa ikinci araba olarak alıcan mx 5’i oh mis.

wpDiscuz