M5’le yaşamak

Onu videolarda hep yan görüyoruz; peki ya kamera arkasında?

30
10574

Günde en az üç kez pencereden kendisini süzdüğüm, ömrünün büyük kısmını bir Skoda Octavia’nın yanında ve bir çam ağacının altında geçiren oğlumu 2012’de sahiplendim. Aldığımda 122 bin kilometredeydi; şu an 144 binde.

Hayatın boşa akıp gitmesine karşıyım ve inanın bana, bu 22.000 kilometrenin her biri halen aklımda.

E39 M5 ben ortaokulda okurken piyasaya çıkmış ve odamın duvarlarında, o yılların diğer bazı müstesna M’leriyle birlikte yer almıştı. “Altın oran” diye bir şey varsa otomotivde karşılığı buydu benim için; aradan geçen 18 seneye rağmen halen kendisine bakmaya doyamıyorum.

Bu kadar uzun süre ve böylesine bir tutkuyla kurduğunuz hayaller, genelde onlara ulaştığınız vakit beklentilerinizin altında kalırlar. Gerçekten de yeni arabamın direksiyonuna geçtiğim ilk anı, o ilk metreleri unutamıyorum: “Allah’ım, yoksa hata mı yaptım?”

Beş yıl Clio RS kullanmıştım ve minikliğe, hafifliğe ve çevikliğe o kadar alışmıştım ki, 1.8 tonluk bu canavarla otoparkta manevra yaparken 2 RS’le aynı anda boğuşuyormuşum gibi geliyordu. Spor bir otomobil aldığımı düşünüyordum ancak bu ilk hantallık intibası, kafamdakilerle taban tabana zıttı.

M5’in ceketini çıkartıp gerçek bir sporcuya dönüşmesi için, önce ona nereye koşacağını göstermeniz gerekiyor. Arabanın karakteri, motorunun güç eğrisiyle neredeyse aynı biçimde değişiyor: Hızlandıkça çevikleşiyor, devir yükseldikçe parmak uçlarına kalkıyor; ta ki 6600 d/d civarına kadar. Nasıl ki motorun ürettiği güç, bu noktadan itibaren ani bir düşüş yaşıyor; arabanın çevikliği de – genelde yalnızca pistte erişebileceğiniz – bu son bölgede yerini önden kaymalara ve aşırı gövde salınımlarına bırakıyor.

Fakat bu yazının konusu flört değil; evlilik 🙂

Artılardan başlayalım:

  • Çılgınca şeyler yapabilmesine rağmen halk arasında gayet sıradan, eski bir dört kapılı araba olarak görülüyor; tam bir ‘kuzu postunda kurt’ (ve ben bu huyunu seviyorum). Zaman zaman bir virajdan tam kontrayla, dumanlar içinde çıkıyorsunuz ve gazdan ayağınızı çektiğiniz andan itibaren kimsenin umurunda olmuyorsunuz. Elbette bunda, halen standart egzozla dolaşıyor olmamın da payı büyük.
  • Temelde gerçekten de bir aile arabası olduğu için, arkaya arkadaşlarınızı alıp rahatça gezebiliyorsunuz ve unutmayın; mutluluk paylaştıkça çoğalır. Modern otomobillerin kasıntı süspansiyon ayarlarından ve şekilci jant/lastik kombinasyonlarından yoksun olduğu için, son derece konforlu bir şekilde ara sokaklara girip çıkabiliyorsunuz. Çeşme’ye giderken de annenizin tüm siparişleriyle bagajı doldursanız bile, arkada hala oturacak yer kalıyor.
  • Çeşme demişken… Hız sabitleyici uzun yolda çok işe yarıyor çünkü henüz 1000 devirden itibaren arabayı yürüten tork zengini motor sayesinde, hemen tüm yolu 5. viteste kat edebiliyorsunuz.
  • Motor demişken… 5 litre, V8, atmosferik. Her marşa bastığınızda anlamsızca sırıtıyor, her marşı kapattığınızda direksiyona eğilip küçük bir öpücük konduruyorsunuz. Bazen de trafikte beklerken, sırf o koca kasayı (ve sizi) nasıl sarstığını hissetmek için, ufak ufak gaza dokunuyorsunuz. Bazense sırf hala yerine duruyor mu diye kaputu açıp, 1 dakika saygı duruşunda bulunuyorsunuz.
  • Pek çok parçası standart bir 520i’yle ortak olduğu ve etrafta gırla E39 dolaştığı için, hem kolay hem de uygun fiyata bulabiliyorsunuz. Şu ana kadar en fazla parayı sürücü koltuğu elektrik motoruna harcadım, tam hatırlamıyorum ama 800 TL gibi bir şeydi. Çoğu zaman da sanayideki ustalar değişimden ziyade tamir yoluna gidiyor ve masrafları iyice aşağı çekiyorlar.
  • Detaylarda kendine hayran bırakıyor. Dönüş çapı, ses sistemi, malzeme kalitesi, farları… Modern otomobillerde çoğu zaman gözen kaçan bu noktalarda, E39 on numara.
  • Televizyonu var! MS DOS ekranı, TV’yi açtığınızda bir anda cam gibi bir görüntü veriyor ve yanınızdakini de epey şaşırtıyor. Ancak sadece dururken çalışıyor.
  • Senelik vergisi en üst motor, en alt yıl diliminde ve 854 TL.

Gelelim eksilerine:

  • Çok yağ yakıyor (önce benzin demememe şaşırdınız değil mi?). M5’ten M5’e değişir ama benimki ortalama 700 km’de 1 litre eksiltiyor. Öyle her 10W-60’ı da sevmiyor; eskiden zar zor bulabildiğiniz Castrol TWS’ye ihtiyaç duyardı, şimdi Edge Supercar çıktı da tedarik biraz daha kolaylaştı. Bu arada bunlar pahalı yağlar, 4 litresi 200 TL civarı.
  • Evet, benzin de yakıyor ama hiçbir zaman bundan şikâyetçi olmadım. Yeri geliyor, sıkıştırdığımız vakit turbo 1.4’lerde bile bugün 20’leri görüyoruz; dolayısıyla M5’le 20-22 litreyle gezmek, en azından benim zoruma gitmiyor. Sık sık sıkıştırıyorum bu arada; efendi efendi 15’le de gezebilir ya da Çeşme’ye 9 litreyle varabilirsiniz.
  • Çoğu parçası 520i’yle ortak, ama hepsi değil. Fren diskleri? Dördü 4300 TL. İç dikiz aynası? 1600 TL. Motor mu bitti? Bilmek istemezsiniz.
  • 16 yaşında bir BMW’den bekleyeceğiniz üzere, makine narin: Ivır zıvırları düzenli olarak arızalanıyor. “Kronik” olarak nitelendirebileceğim sadece iki kez değişen şaft takozu var (600 TL civarı); onun dışındakiler ömrünü doldurduğu için yenilenen parçalar. Alıp da bir Japon gibi tepe tepe kullanmayı ve hiçbir şey olmamasını beklemeyin.
  • Aşırı ısınıyor: En son isteyeceğiniz şey bu otomobille yaz sıcağında dur-kalk yapmak (debriyajı da ağır). Evet, belki hararet yapmıyor ve içeride klima sizi her daim serin tutmayı beceriyor ama camı açtığınız anda, önde bir motor değil ekmek fırını olduğunu fark ediyorsunuz. Yazlığa gittiğim zaman trafik olmasa bile arabayı gündüz çıkarmayı sevmiyorum, mutlu değil çünkü. Hep akşamları bekliyorum.
  • CD dinlemek haricinde başka bir harici müzik kaynağı bağlama seçeneğiniz yok. İlla ki sonradan takılan zımbırtılarla AUX vb. girişlere kavuşuyordur ancak DSP’li ses sistemi öyle güzel şakıyor ki, sesini mp3’lerle ziyan etmek istemezsiniz.
  • Zayıf bir el freni var ve yokuşlarda tek başına yeterli olmuyor, çıkarken arabayı mutlaka viteste bırakmanız icap ediyor.

Bir gün öleceksin.

Ne kadar sağlıklı bir psikoloji bilmiyorum ama, sık sık kendime bunu söylüyorum. Ve bazen, sırf bu sebepten arabamı kullanıyorum. Senelerce ona sahip olmak için çalışmış olmam, hayalini kurmam; kapımın önüne park edince varlığını kanıksamam, mevcudiyetinin alışkanlığım haline gelmesi… Hepsi bir yana, bu ölümlü dünyada, M5 onu her sürdüğünüzde size yaşadığınızı hissettiren bir araba. Bazen kendinizi devasa bir film setinde, yeni bir Drive çekerken buluyorsunuz; sonra iniyor, kapıyı kilitliyor, birkaç adım yürüyor ve dönüp arkanıza bakıyorsunuz: Az önce olup biten gerçek miydi?

Bir ilişkinin sağlıklı ve uzun ömürlü olması için sevgi, mutlaka karşılıklı saygıyla desteklenmeli. 2012’de kapattığım sahibinden.com faslını, bunca sene sonra hala yeniden açma gereği duymamam, belki de bundan kaynaklanıyor.

Onun yaratıcıları önünde saygıyla eğiliyorum.

Sevgiler,

And

PAYLAŞ
Önceki İçerikContinental kışa hazır, ya siz ?
Sonraki İçerikApex Masters’ta sezon finali
And
1984'te doğdum, 1998'de direksiyona oturdum ve 2008'den bu yana onları test ediyorum. Saint Benoît ve Boğaziçi Üniversitesi inşaat mühendisliğinden mezun olup auto motor & sport'ta sigortasız çalışmayı seçtim. O sıralar Modifiyem.com'a içerik sağladım, ardından e-motoring'in test editörlüğünü yaptım. Prokart'ta yarıştım, Nürburgring ve Monza gibi pistlere (ve pistlerden) çıktım. Kullandığım tüm otomobillerden ayrı keyif aldım ve arkadaşlarımla beraber amacımız, aynı keyfi şimdi size yaşatmak.

Yorum Yaz

30 Yorum "M5’le yaşamak"

Bana bildir

Buna göre sırala:   en yeni | en eski | en iyi
alparmagan87
Üye
alparmagan87
1 ay 9 gün önce

Bir araca bukadar askla bağlı olmak mükemmel bir şey…. sanırım yıllarca seninle olmaya devam edecek 🙂

korayu
Üye
korayu
1 ay 9 gün önce

reis senin m5 in aynından youtube/ vehicle virgins teki zengin bir çocukta da var, bir sürü çok pahalı arabanın yanında m5 ten vazgeçemiyor, modifiye yaptırdı ilgili bir kişi takip ediyormusun…

berattt
Üye
berattt
1 ay 9 gün önce

Bu aşkı senin benim kadar yaşayan az kişi vardır. Okurken gözlerim yaşardı. Duygularımın tercümanı olmuş.

Mahmut
Üye
Mahmut
1 ay 10 gün önce

Harika bir yazı olmuş ellerine sağlık abi

yalcinmu
Üye
yalcinmu
1 ay 10 gün önce

Eline sağlık 🙂

wpDiscuz