Hatch Back ve MPV kozlarını paylaşıyor

Sevilmeyen evlat MPV ve gerçekte neler başarabildiğine dair bu yazı belki de bakış açınızı bir miktar değiştirecek.

Hastasıyız! Hatch Back

Hatch back otomobilleri çoğumuz seviyoruz, değil mi ? Genelde 4,1 – 4,5 m arasında boyları, sedan akranlarından geri kalmayan donanımlarıyla yalnızlar ve yeni çiftler için biçilmiş kaftan. Park problemi yaşamazken yeri geldiğinde premium bir hatch back tercih ederek “Star Trek” seviyesinde donanımlara ulaşmak mümkün.

BMW 135i yüksek donanım seviyesiyle gerçek bir premium hatch back

Highline bir VW Golf‘e atlayıp sunroofu açar, 2-3 arkadaşınızı da yanınıza alarak orta uzunlukta geziler yapabilirsiniz. Hele arka kapıyı da atıp aerodinamik açıdan biraz daha damla formuna yaklaştığınız zaman Shooting-Brake tadında VW Scirocco, 2. elde çok ulaşılmaz değil.

2 dk. mola : Shooting-Brake?

İngilizlerin ortaya attığı bir kavram Shooting-Brake. Otomobilin özel tasarımı sayesinde arkaya doğru uzayıp giderek station wagon benzeri bir hal alması ancak çizgilerini detaylıca incelediğinizde başka bir şey olduğunu pek çok kez kolayca anlayabileceğiniz, elit, daha üstün performanslı bir şeye dönüşmesine deniyor. Net olarak teknik bir açıklaması olmasa da eğer sürüş pozisyonunuz aracın ortasında veya daha gerideyse ve aracın arkası station wagon benzeri bir yapıya sahipse bu bir shooting-brake. Artık hem gazlayabilir hem de bagajınızda (bazı modeller için) mobilya taşıyabilirsiniz.

Para, Hatch Back’den daha güzel şeyler de alabilir

Paranız öyle 1-2 çantaya sığacak cinsten değil mi? Öyleyse segment değiştirip BMW Z4 gibi daha çılgın çözümler üretebilirsiniz, yine 2. elde ulaşılabilir bir araç.

Daha kemikli, daha sürüş zevkine dayalı Mazda MX-5 de iyi bir seçenek olabilir. Denizde kum bende para diyorsanız Alfa Romeo 8C alıp sınırları zorlamak elinizde.

Alfa Romeo 8C, modern klasikler arasında sayılıyor

Ancak hayat hep aynı çizgide akmıyor

Gönül işleri

Düşünsenize Karadeniz sahil yolunda bir tarafınız deniz bir tarafınız orman, çok zorlamadan, tatlı tatlı gazlıyorsunuz. Müzik önerisinde bile bulunayım, Vaya Con Dios söylesin mesela, Puerto Rico.  Yukarıda verilen örnek modellerin çoğu kendi segmentinde kabul görmüş, beğenilmiş araçlar, piyasaları da fena değil. Buraya kadar her şey gönlünüzce. Sonra kader ağlarını örüyor, ihtimaller sonsuz.

Virajı alırken köşede kenara çekmiş arızalı bir araç görüyorsunuz, içerisinde bir çift göz ama öyle böyle değil. Deniz, orman, güneş sahneden kalkıyor. Müzik daha baskın hale geldi, nabızda gözle görülür artış. Belli ki adrenalin seviyesi normalin çok üzerinde. İşler yolunda giderse bir de bakmışsın evlenmişsin.

Şip-şak, bir de çocuk oldu mu!

Şimdi o bıdık için oto koltuğu alacaksınız ya, BMW Z4, Alfa Romeo 8C, Mazda MX-5 gibi araçlarda bu oto koltuğunu nereye koyacaksınız? Çocuğa beşik alınacak. Gittiniz bir mağazaya, tek parça kutu 130 x 70 cm. Kenara oturup kafanızı kaşıdığınızı görür gibiyim.

Spor otomobiller uç örnekler oldu ama hatch back modeller pekâlâ yeterli diye düşünebilirsiniz. Ancak Peugeot 308 örneğindeki sıradan hatch back için mucizevi sayılabilecek bagaj hacimlerine çok nadir rastlanıyor (470 lt). Ortalama bagaj hacmi bu tür modeller için 320 lt ve şanslıysanız sizin tercih edeceğiniz model 350 lt civarlarında da olabilir. 320 lt dendiğinde insan fena değil diye düşünüyor ilk anda. Sonra bir de bebek arabasını bagaja atıyorsunuz ki meğer Einstein haklıymış. En azından hacim konusunda! (Bknz. görelilik kuramı)

Peugeot 308 HB Bagaj Hacmi = 470 lt

Bebeğinizle markete gidiyorsunuz, bebek arabasının yanına poşetler geliyor, 5 lt’lik su şişeleri, araç bakım ürünlerini barındırdığınız bir çanta da varsa işler içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Mazallah biraz büyüyünce bisiklet de isterse bagaja sığdırmak için çeşitli taklalar atıp, manevralar da yapsanız sığdırmanız güç.

Peki tek problem bagaj mı ?

Ne yazık ki hayır!

Eşya gözlerinde fakirlik

Hatch back araçların büyük kısmında iç mekanda eşya gözleri konusunda bir fakirlik ister istemez göze çarpıyor. Gözlüğe yer bulsanız telefon açıkta kalıyor, anahtarlar ortalarda dolaşıyor. Uzun yolda içeriye iki şişe su alsanız kapı gözlerine sıkıştıramıyorsunuz, torpido gözü de genellikle kullanma kılavuzuyla dolan cinsten oluyor. Bu konuda VW Golf iyi bir istisna, günlük kullanım için eşya gözleri açısından zengin diyebiliriz.

Uzun boylular için üzücü haber

Eğer otomobiliniz az da olsa aerodinamik açıdan iddialıysa arkaya gidildikçe tavanın daha basık olduğunu gözlemlemişsinizdir. Cd denen sürtünme katsayısını azaltmak için otomobil üreticileri araç tasarımlarını damlacık modeline benzetmeye çalışırlar. Bu nedenle arka koltukta baş mesafesi genellikle 1,85 cm boyunda yolcular için bile can sıkıcı olabiliyor.

2 dk. mola : Cd?

Özellikle performans araçlarına meraklıysanız teknik özellikleri gösteren tablolarda boğulurken “Cd” ibaresini görmüşsünüzdür. Cd, yani Drag Coefficient, Türkçesiyle sürtünme katsayısı. Araç, uçak kanatlarınınkine benzer bir damlacık modeline yaklaştıkça sürtünme katsayısı azalacaktır. Böylece hava sürtünmesinden daha az etkileneceğini söyleyebiliriz. Böylece dış etkenlere daha az maruz kalacak ve daha verimli olacaktır.

Mühendislik geliştikçe standart yol araçlarında bile 0,26 civarında çok düşük değerler elde edilmeye başlandı. Bazı araçların Cd değerlerini yukarıdaki tabloda sunduk ve bir de bonus video sizleri bekliyor. Mercedes-Benz, Cd değerlerini minimize etmek için kendi boyunu uzatabilen, çamurluk formunu değiştiren ve jantlarındaki boşlukları kapatabilen bir konsept otomobil geliştirdi bile!

Diz mesafesinden devam

Kabul edilebilir diz mesafesi içinse biraz nefes kuvveti gerekiyor, dua edin önde oturanlar biraz minyon olsun da koltuğu arkaya yapıştırmasınlar. Aksi halde dizlerinizi toplayıp bağdaş kurarak oturursunuz. Örneğin Alfa Romeo Giulietta modelinde arka koltuk diz mesafesi sadece 67 cm. Bu değer Ford Focus hatch back modelinde 85 cm, VW Golf için ise 90 cm.

Bu arada eğer bir hatch back araçla 5 kişi Istanbul’dan çıkıp Karadeniz turu yapalım diye aklınızdan geçiriyorsanız uyarayım çıkışınız 5, varışınız 3 şanslıysanız 4 canlı yolcuyla olacaktır. Oksijen yetersizliği ve fiziki baskıdan ilk gözlerini yuman da muhtemelen arka ortada oturmaya çalışan yolcu olacaktır.

Ailenizin kahramanı MPV

Şimdi gelelim bunca talihsiz örnekten tam olarak nereye varacağımıza. Nedir bu MPV ve bütün bu zorluklarla baş etmemiz konusunda bize ne gibi yararları dokunacak?

MPV yani Multi-Purpose Vehicle, Türkçesiyle çok amaçlı araç.

Genellikle yolda görüp çirkin bulduğumuz, hor gördüğümüz, araç bakarken yanına bile uğramadığımız bir segment. Geçmişi 1930’ların ortalarına kadar uzanan bu araçlar pek çok yerde karşınıza minivan olarak da çıkacaktır.

MPV dendiğinde tam boy yani 3 sıra, 7 koltuk taşıyan modeller kastediliyor. Ancak kompakt MPV ve mini MPV olanları da uzunca süredir piyasada boy gösteriyorlar.

Bu araçların beğenilmemesinde pek çok fiziki ve psikolojik etken mevcut. Özellikle bizimki gibi gelişmekte olan toplumlarda, otomobil insanların kendini kanıtlamakta kullandığı bir araç haline de dönüşebildiği için “MPV”ler; yükseklikleri, one-box dinamikleri, sınırlı piyasaları ve genel itibariyle zayıf tasarımlarıyla bir adım geride kalıyorlar. Kısaca kız arkadaşınızı alıp Boğaz’da bir tur atmak için uygun araç olmayabilir.

2 dk. mola : one-box dizayn?

One-box dizayn aynı dış ölçülerle bir aracın en yüksek iç hacme sahip olacağı dizayn türüdür. Bu tasarım anlayışıyla kompakt boyutlu ancak ferah iç hacimlere sahip araçlar ortaya çıkarmak mümkündür. Kaput ve bagaj çıkıntıları minimuma indirilerek aracın A kolonu ileriye alınır. Böylece çok geniş ve sürücüye uzak bir cam kullanılabilir. Camın sürücüye uzak konumlandırılması daha ferah bir ortam oluşturur. Aracın içerisindeki ışığı ve sürücünün çevre görüşünü artırır.

Ne yazık ki her güzel şeyin dez avantajları da mevcut. Camın uzakta konumlandırılmasıyla sürücü aracın ucundan uzaklaşır ve yolu göremez bir hal alır, yolla bütünleşme zayıflaşır. Bu nedenle bu araçlar performanstan genellikle uzaktırlar. Ayrıca tek bir parçadan oluşan büyükçe bir hacim görsel olarak haz vermeyebilir.

MPV yavaş ve çirkin olmak zorunda mı?

Aslında “MPV”ler dışardan göründüğü kadar kötü değiller. Özellikle Premium markalar bu segmentte ileri donanım seviyeleri, güçlü motor seçenekleri, performans geliştirmeleri, 4 tekerlekten çekiş sistemlerini opsiyonel olarak sunuyorlar.

Örneğin Mercedes-Benz B250 4 MATIC, 2.0 litre, 208 hp güç üreten motoru ve 4 tekerlekten çekiş sistemiyle oldukça iddialı. 0-100 km/s hızlanma süresi yalnızca 6,7 sn olan bu araç arkadan fazlaca sıkıştıranları oracıkta tozu dumana bulayacak güce sahip.

Tasarım konusunda da istisnai de olsa iyi iş çıkartan otomobil üreticileri var. Örneğin Citroen C4 Grand Picasso’nun koca cüssesini olabildiğince şık ve davetkar bir tasarımla taçlandırmış. Hakeza Opel Zafira da çok yenilikçi tasarım çizgilerine sahip.

 Peki hangisini almak gerek?

Yine toplum alışkanlıklarımıza istinaden çoğu zaman ihtiyaca göre değil de kalbimizin sesini dinleyerek kararlar veriyoruz. Şimdi kim alev alev yanan bir Alfa Romeo Giulietta yerine Mercedes-Benz B200 alacak değil mi? Ancak yaşam kalitemizi artırmak ve sorunlarımızı minimize etmek istiyorsak ihtiyaçlarımıza göre araç seçimine önem göstermemiz gerektiği aşikar. Siz de şartları zorlamayı bırakıp tam olarak neye ihtiyacınız varsa onu belirleyebilir, problemlerinizden kısmen veya tamamen kurtulabilirsiniz.

Giulietta, Hatch back köşesinin güzeli!

Tam Boy MPV – 7 Koltuk

Öncelikle 7 koltuğa ihtiyacınız olacak mı?

Eğer olacaksa tam boy bir MPV düşünmeniz gerekecek. Bu tür araçların dünyadaki en iyi örnekleri, VW Sharan, Citroen C4 Grand Picasso, Ford Galaxy, Seat Alhambra ,Opel Zafira ve Renault Grand Scenic. VW Sharan hariç diğerlerini Türkiye piyasasında da görmek mümkün.

MPV’nin en önemli özelliği esnek koltuk düzenine sahip olması. 4,5 ila 4,85 metre civarındaki boyları koltukları pek çok farklı şekle sokmanıza imkân tanıyor. En arka sıradaki 2 koltuğu tümüyle katlayabildiğiniz gibi koltukları raylar üzerinde kaydırarak diz mesafelerini ayarlayabilir, bazı koltukları tamamen kapatabilir, bazılarını kol dayama haline bile çevirebilirsiniz! Bu konuda en iyi örneklerden biri olan Opel Zafira (4,66 metre) için hazırlanmış videoyu izlemenizi öneriyoruz.

MPV araçlarda iç mekan genişçe bir odada oturuyor hissi oluşturacaktır. Uzunca boyları normalin çok üzerinde diz mesafeleri mümkün kılabiliyor. Elinizi attığınız her köşedeki eşya gözleri de oturma odasındaki eşya dolaplarından daha iddialı olabilir. Koltuk arkalarında ve köşelerde file gözler, yine koltuk arkalarında tepsiler ile multimedya ekranlar ve hatta bacaklarınızı uzatabileceğiniz koltuk uzantıları olmazsa olmaz eklentileri.

Büyük = hantal demek değildir!

Motor, şanzıman ve donanım çeşitliliği çok yeterli. 7 koltuk taşıyan bir aracın yavaş olmak zorunda olmadığının kanıtı Ford S-Max’in , 2.0 lt, 236 hp güç üreten ecoboost motorlu versiyonu 0-100 km/s hızlanma süresi yalnızca 8,4 saniye. Veya 2,0 TDI motoruyla 184 hp güç üretebilrn Seat Alhambra ile 0-100 km/s hıza 8,9 saniyede ulaşmak mümkün.

En büyük MPV’lerden biri olan Ford Galaxy modeli 3. Sıra koltuklar katlandığında 1206 lt bagaj kapasitesine ulaşıyor. VW Golf bagaj kapasiyesi 380 lt. Ben arabamda 2 kişilik yatak istiyorum derseniz Ford Galaxy’de arka 2 sıra koltuğu katlayınca 2339 lt bagaj hacmine erişiyorsunuz. Aynı zamanda bu hacim 2×1 m boyutlarında bir süs havuzu için de ideal bir mekan, hayal gücünüze kalmış!

Boyu 4,85 m olan Ford Galaxy’de 3. sıra koltuklardaki diz mesafesi bile 89 cm, 2. sıra koltuklarda ise 99 cm gibi inanılmaz bir diz mesafesi mevcut. VW Golf sınıfının en geniş diz mesafeli araçlarından olmasına rağmen arka koltukta diz mesafesi 90 cm.

Ancak araç büyüdükçe one-box dizayn daha da göze çarpıyor ve ipin ucunu kaçırırsanız Ford Galaxy örneğindeki gibi minibüs benzeri bir tasarım ile karşı karşıya kalınabiliyor.

Çok çocuklu aileler, kamp veya sörf gibi sporlarla sürekli haşır neşir olan kullanıcılar, gezginler için mükemmel seçim olarak düşünülebilir. Eğer yolculuklarınızın büyük kısmında yalnızsanız ve özellikle şehir endeksli hayatınız varsa uygun seçim olmayacaktır.

Kompakt veya Mini MPV – 5 Koltuk

MPV’lerin dev boyutları ve geniş hacimlerinin yoğun şehir hayatıyla çelişmesi bu araçların daha küçük boyutlularının tasarlanması fikrini ortaya çıkardı. 1970’lerin ortalarında ilk örneklerini görmeye başladığımız Kompakt MPV sınıfı zamanla önemli bir pazar payı edindi.

Kompakt MPV tanımıyla seri üretimi yapılan ilk araç Renault Scenic 1996 yılında Avrupa’da yılın otomobili seçildi. Sonralarda Citroen C4 Picasso, Ford C-Max, Mercedes- Benz B Class, BMW 2 Active Tourer ve daha bir çok alternatif seri üretime geçti.

Optimum İşlevsellik

4,2 ile 4,5 metre arasındaki boyları, işlevsel koltuk düzenleri, bolca eşya gözleriyle bu araçlar da uzun abilerine yoğun şehir yaşantısında iyi birer alternatif oldular. Özellikle Avrupa ve Amerika’da kompakt MPV modeller günlük yaşamın birer parçası haline geldiler.

Kısıtlı olsa da koltuk konumları kompakt MPV modellerde de değiştirilebiliyor, koltuklar katlanabiliyor.

İç mekan ferahlığı modelden modele farklılık gösterse de kompakt MPV’lerde de kendini rahat hissedeceğiniz aşikar. One-box dizayn getirileri bu araçlarda da bariz şekilde ortada. Boyları çoğu zaman bir hatch back kadar olsa da iç mekan çok daha geniş hissettiriyor. Araç yüksekliğinin bir hatch back’e göre 8-10 cm fazla olmasının bunda etkisi büyük.

Bagaj kapasiteleri ise sıradan bir hatch back araçtan 150-250 litre daha büyük. Örneğin Citroen C4 Picasso arka koltukların kaydırılmasına bağlı olarak 537 ile 630 litre bagaj kapasitesine sahip olabiliyor (VW Golf 380lt). Ancak daha düşük kapasiteye sahip modeller çoğunlukta. BMW 2 Active Tourer modelinin bagaj kapasitesi 468 lt, Mercedes-Benz B Serisinde ise 486lt.

Güçlü ve Güzel 

Motor, şanzıman ve donanım olarak kompakt MPVler de yere sağlam basıyorlar. Otomatik park özellikli, Mercedes-Benz B200 modeli 1,6 litre, 156 hp güç üretebilen motoru ve AMG opsiyonuyla çok başarılı yol tutuşa sahip. 0-100 km/s hızlanma değeri ise 8,2 sn. Alternatif araçlarda ise otomatik kapanan bagaj, elektrikli hafızalı, ısıtmalı koltuklar ve benzeri donanımlara erişmek mümkün.

Kompakt MPV modelleri daha kısa boyları ve görece küçük hacimleriyle tasarım açısından abilerine göre daha kabul edilebilir durumdalar. Böylece aracınız bir spor otomobil kadar çekici olmasa da günlük kullanımda göze batmayacaktır.

Hasbihal

Bu yazımızda sevilen araç tipi hatch back ile biraz daha gölgede bırakılmış MPV sınıfını örneklerle karşılaştırarak sizleri MPV’ye ısındırmaya çalıştık. MPVlerde one-box dizayn anlayışından, iç hacim genişliği, koltuklarda esnek düzen, motor ve performans seçenekleri konularına değindik.

Bir sonraki yazıda tekrar buluşmak üzere, kalın sağlıcakla.

 

8
Kimler Neler Demiş?

avatar
8 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
8 Comment authors
Alper ŞaylanGurdal07HAKANARABULIbizaFR150hakikionur Recent comment authors
  Subscribe  
en yeni en eski en iyi
Bana bildir
Alper Şaylan
Üye

Yeni baba olmuş biri olarak yazı mükemmel olmuş diyebilirim. Selam olsun bagajı büyük arabalara…

Gurdal07
Ziyaretçi
Gurdal07

Güzel içerik olmuş

HAKANARABUL
Üye
HAKANARABUL

Aslında bu işinde bir eni var 🙂 Burda geçsin isterdim ama olmamış. Ben hatırlatıyım mercedes R class.

IbizaFR150
Üye
IbizaFR150

Yazı çok güzel,detaylı ve faydalı olmuş,elinize sağlık.

Açıkçası hiçbir zaman hiçbir aracımda 5 kişi yolculuk etmedim,çok mecbur kalmadıkça da etmem. Etmek zorunda kalsam da bu durum senede maksimum 1 kere olur. Bunun için hergün bana rezalet performansı ile kredi ödemeleri ile lanet ettirecek bir araç alacağıma hatchback aracıma port bagaj takar kullanmata devam ederim. Hayatımda kullanırken en rahatsız olduğum araç
Fiat 500L modeliydi, bayaa nefret ediyorum bu tarz minibüs kılıklı araçlardan.

hakikionur
Üye
hakikionur

çok güzel yazılmış elinize sağlık