Sırtında noter evraklarını tuttuğu David Bowie albümünü yolcu koltuğunun üzerine bıraktığında, başparmağının gevşeyip rahatladığını hissetti. Albüm kapağından kendisini süzen sanatçıya baktı, soluna döndü ve sürücü kapısını içeriden kapadı. Kabine sıçrayan yankı, dış dünyayla işitsel bağını bir anda kesmişti.

Nefesini duyuyor, heyecanından çekiniyordu. Sıralı altı silindirli motoru çalıştırmak için vitesin boşta bırakıldığından emin olmak istedi. Vites topuzundan sağ avcuna yayılan serinliğin etkisi henüz zayıflamamışken, kolu önce sola çekti, sonra sağa itti… Eli kontağa uzandığında, sol ayağının kendisine haber vermeden debriyajı ezdiğini fark etti. Ayağını kendine çekti, sonra tekrar bastı pedala. Anahtarı marş motorunun uyanma sınırına kadar çevirdi, emin olmak için durdu ve vitesi bir kez daha kontrol etti. Sonunda, kabindeki kargaşanın üzerini soğuk çalıştırma uğultuları ve titreşimler ile örtmeyi başarmıştı.

Karşı duvarın üzerinde kayıtsız duran kedi için bir dakikadan fazla uzun sürmemiş olan bu gösteri, bir çift kırmızı koltuktan başka süsü olmayan kabinin içinde saatleri yutmuş gibi hissettiriyordu. Hareket edip yola koyulduğunda, ağaçlara baharın yaklaştığını duyurmaya çalışan hafif bir esintiye kapılmış gibiydi. Anayola bağlandı, trafik durdu.

*

Yaklaşık 12 aydır bugünü bekliyordu. Arzuladığı otomobili satın almak için ortak akla, iç seslerine ve kredi danışmanının tavsiyelerine karşı durmuş; kahramanlık etmişti… Son birkaç aydır David Bowie’nin Heroes kaydını hemen her gün çalıyor, altındaki otomobilin duygu dünyasında bu şarkı ile aynı noktaya temas edeceğini düşünüyordu. Öyle ki, bu durum bir zaman sonra düşünce olmaktan çıkmış, koşulsuz bir inanca ve bazı zamanlar rahatsız edici bir takıntıya dönüşmüştü. Noter evraklarının sağ koltuğunda yolculuk ettiğini hatırlayıp, her şeyi geride bırakmanın rahatlığıyla, albüme uzandı ve CD’yi kabından çıkardı.

Konsolda, CD girişi bulmayı umduğu yerde, bir kasetin girişi için tasarlandığı her halinden belli olan boşluğu fark etti. O an parmağıyla girişi zorlamayı düşündüyse de, bu sadece Mr. Bean’e yakışırdı. Bagajda CD girişi bulmayı umarak uygun bir yerde durdu ve altılı CD değiştiricinin beşinci gözünü David Bowie için ayırdı.

Günlerini geçirdiği otomobillerin en ilkel olanında dahi telefonunu araç ile eşleştirmeye ve müziğini dijital kütüphanesinden dinlemeye alıştığı için, işaret parmağına geçirdiği CD’yi koyacak uygun bir yer arama girişimi kendisine epey primitif geldi. Albümün 18. kaydı olan Heroes’a ulaşmak için kasetçaların ilgili tuşunu zorladıkça zorladı. Kısa bir beklemeden sonra her saniyesini ezberlediği şarkı çalmaya başlamıştı…

*

İnsanlığa bir asır önce armağan edilen otomobilin pek çok şey olabileceğini biliyordu.

Bazen bir statü sembolü, misafir otoparkında ağırdan almamıza sebep olan…

Bazen bir ulaşım aracı, istediğimiz saatte, istediğimiz rotadan sürmemizi sağlayan…

Bazen özgürlük…

Bazen bir tuval, sanatçılar için…

Bazen özel bir yer, kişisel alan duygusuna meftun evcimenler için…

Bazen bir yol arkadaşı, yolcu koltuğunu dolduramayanlar için…

Otomobilin pek çok şey olabileceğini biliyordu ancak otomobilin bir şarkı olabileceğini henüz öğrenmişti.

SON

Yazı: İsmail Terzi

Fotoğraf: Alp Emre Göksel

Kimler Neler Demiş?

4 Yorum "Otomobil şarkıdır"

Bana bildir
avatar
Buna göre sırala:   en yeni | en eski | en iyi
Batuhan Kısa
Üye

İsmail abi kitap yazsa hiç sıkılmadan okurum çok güzel yazıyor.

sahmerdan
Üye

başlık ve fotoyu görünce kesin ismail yazmış dedim, adamın iyice kendine has tarzı oluştu ama kendini bmw ile kısıtlıyor, benim gözümde istese ahal teke nin arap atının ingiliz atının şahbazlarını kişnetebilir ama gidip ruhsuz bi merkepe takılı kalıyor, garip adam vesselam.

berkecan
Üye

Reis yine döktürmüş bize de okumak duser

mcanerg
Üye

kim m3 almış?

wpDiscuz